Ana Sayfa Blog Sayfa 111

Re:AMP: Klasik Winamp Tasarımlı MacOS Müzik Uygulaması

0

Re:AMP, MacOS X sürümleri için geliştirilen klasik Winamp tasarımlı bir müzik oynatma uygulaması. Tamamen Swift ile kodlanan ve bir çok ses formatını destekleyen Re:AMP için farklı temalar da indirebiliryorsunuz.

Alexander Vasilchenko tarafından geliştirilen Re:AMP, ücretsiz bir şekilde kullanılabiliyor.

Geliştiricisine küçük bir maddi katkı sağlamak isterseniz Bitcoin, Yandex.Money veya PayPal ile bahşiş/bağış gönderebilirsiniz.

Letterwell: E-posta Bültenlerine Reklam Verin

0

Nedir?

Letterwell, son yıllarda popülerleşen e-posta bültenlerine reklam vermenizi sağlayan bir girişim. Bir yandan e-bülten yayıncılarının para kazanmasını sağlayan girişim diğer yandan reklamverenlere yeni ve etkileşimli bir erişim kanalı sunuyor.

Ücretsiz Listeleme

Dünyanın her köşesinden e-bültenleri listeleyen Letterwell’de abone sayısı birkaç binden başlayıp milyonlara uzanan onlarca e-posta bülteni görebilirsiniz. Bültenleri anahtar kelimeye, bölgeye ve kategoriye göre de filtrelemek mümkün.

Üstelik ücretsiz listeleme yapabiliyorsunuz. Sadece bültenleri anasayfaya çıkarmak için ücret talep ödemeniz gerekiyor. O da 99 gün için £49 ($64).

E-postaların Açılma Oranları Hakkında Bilgi Alabilirsiniz
E-postaların Açılma Oranları Hakkında Bilgi Alabilirsiniz

Hazır Tema İle Binlerce Dolar Kazanmak

Zamanında benim tablo ile yapmaya çalıştığım işi girişime çeviren iki kafadar Jay ve Peter (İngiltere’den). Gördüğüm kadarıyla oldukça genç yaştalar ve hazır bir iş ilanı teması olan Jobify‘ı kullanmışlar. 69 dolarlık bu tema 12 binden fazla satmış ama bu eminim bu iş diğerlerinin yanında çok özel bir yere sahiptir. Zaten Product Hunt’ta günün birincisi ve haftanın ikincisi olmayı da başardı.

Genç girişimcilerin alan adı konusunda da fazla kafa yormaması da ayrı bir güzellik. ‘Over-enginnering’ yapmadan para kazanan bir girişim ortaya çıkarmışlar. Üstelik hızlı büyümeye de açık bir girişim. Keşke her girişim böyle hızlı para kazanmaya başlayabilse. 🙂

Dipnot: GirişimlerNet e-posta takipçilerine de GirişimlerNet İlan ürünüyle ulaşabileceğinizi paylaşmadan geçmeyeyim.

Fluent: İnternette Gezindikçe Yabancı Dilinizi Geliştirin

0

Fluent, dil öğrenmeyi internet tarayıcısıyla oyunlaştıran bir girişim. Aslında oyunlaştırma dinamikleri çok yok ancak internette gezindikçe daha fazla dil öğrenmenizi teşvik ederek bu yönde ilerliyor.

Fluent‘i kullanmak için Chrome eklentisini tarayıcınıza kurmanız gerekiyor ve artık bir kelimenin tercümesini görebiliyor, okunuşunu dinleyebiliyorsunuz. Dil öğrenme durumunuzu küçük sorularla test edip, Fransızca gibi bir dilde dişil ve eril kelimeleri öğrenme şansınız da var.

Ayrıca daha iyi öğrenmek için seçtiğiniz kelimeleri öğrenme listenize alabilirsiniz. Öğrenme seviyenize göre bir sayfada öne çıkarılan kelime sayısını da arttırabiliyorsunuz.

Fluent, Gmail, Amazon, Netflix, Youtube, LinkedIn gibi bazı sitelerde kullanıcıyı yormamak adına çalışmıyor. Fluent’in aktif olmamasını istediğiniz siteleri arttırmak da mümkün.

Fluent, şimdilik sadece İngilizce bilenler için Fransızca öğrenmeye yarıyor ama yeni dil seçenekleri için fikrinizi paylaşabilirsiniz.

Cognitiwe: Videoları Verilere Dönüştürün

0

Cognitiwe, yapay zeka desteği ile gerçek zamanlı videolarınızı verilere dönüştürmenizi sağlayan bir girişimdir. CCTV kameralar tarafından yakalanan görüntüleri yararlı bilgiler çıkarmak üzere matematiksel algoritmalardan yararlanıyor.

Raflardaki stok doluluğu, ürünlerinizin kalite kontrolü, iş yerlerinin güvenliğini sağlıyor. Migros ile raf doluluğu üzerine çalışıyor.

Ayrıca Covid-19 sürecinde maske ve mesafe kontrolü de yapabilmektedir.

Utilso: Yazılımcılar İçin 21 Araç Bir Arada

0

Utilso, yazılım geliştiricileri için farklı araları (Regex Tester, JWT Verify, Format JSON…) bir arada sunan bir uygulama seti. (MacOS, Windows ve Linux)

Şimdilik 21 araç sunan Utilso, tamamen çevrimdışı çalışıyor. 7 gün ücretsiz, devamında 2 cihaz için ilk yıl 25$, 5 cihaz için 50$ ödemeniz gerekiyor. Yıllık yenilemelerde ise %40 indirim var.

Çok sayıda MacOS uygulamasına tek abonelikle erişmek için SetApp’i deneyebilirsiniz.

Startups of London: Londra’dan Girişim Hikâyeleri

0

Startups of London, Londra’deki girişimleri merkeze alan bir Youtube kanalı. Henüz yayına başlayan ve Londra’daki girişim hikâyelerinin peşine düşen kişi ise HerGünÖğren‘in kurucularından Ozan Dağdeviren.

Bir süre önce Londra’ya taşınan Ozan, aynı zamanda Startups Grow With People kitabının yazarı. Startups of London kanalında sadece Londra’daki girişimleri ofislerinde ziyaret ediyor ve kısa belgesel tadında çekimler yapıyor.

Londra gibi girişimciliğin ön plana olduğu önemli bir şehirde bir Türk’ün bu işi yapması ziyadesiyle dikkat çekici. Üstelik Ankara Antlaşması ile Türkiye’den Londra’ya giden birçok girişimci olduğunu hatırlarsak ilerleyen bölümlerde tanıdık isimleri de karşımızda görebiliriz.

Startups of London’ın ilk bölümünü aşağıda izleyebilir, dilerseniz podcast formatına Spreaker üzerinden hemen erişebilirsiniz. Eğer Londra’daki bir girişimciyseniz ve 10’dan fazla çalışanla güzel bir büyüme hızı yakaladıysanız Ozan’a hello@startupsoflondon.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Girişimlerde ekip yönetimi, işe alma ve kültür konularına meraklıysanız Ozan’ın kişisel Youtube kanalından da faydalanmanızı tavsiye ederim.

Typedream: Kodsuz(No-Code) Websitesi Yapma Aracı

0

Typedream, kodsuz(no-code) ve kolay bir şekilde websitesi oluşturmanızı sağlayan kullanışlı bir araç.

Güzel tasarımlara sahip hazır şablonlarıyla dikkat çeken Typedream, çok az efor sarf ederek websitesi oluşturmanıza olanak sağlıyor. Görselleri optimize ederek websitenizi yüksek performanslı hale getiriyor.

Typedream’in ücretli planı aylık 15 dolar. Bu planla sınırsız sayıda sayfa yayınlayabilir ve kendi alan adınızı kullanabilirsiniz.

Uzaktan Yaklaşan Bir Cisim Var: Remote Work

1

Not: Bu yazı Ömer Atakoğlu (CEO, Zafaf.net) tarafından yazılmıştır.

Uzaktan çalışmanın sıkı bir savunucusuyum. Kaçınılmaz olan durumları başından sahiplenenler, esas avantajı yakalayanlar oluyor. Remote neden kaçınılmaz, konuya hemen girelim. Cevap basit, çünkü kat be kat verimli.

Küreselleşmeyi biliyorsunuz. Önce mal ve hizmetler, sonrasında da sermaye özgürce dolaşmaya başladı. Şimdi ise sıra iş gücünde. Hem de iş gücü artık aynı sermaye gibi, ağ üzerinde, kıçını kaldırmadan dolaşabiliyor.

Yakın bir gelecekte, uzaktan çalışmayı benimseyen ve karşısında olan şirketler arasında ciddi maliyet ve iş gücü kalitesi farkları oluşacak. Durum bundan 50 yıl öncesiyle benzeşiyor. 1970’lerde üretim Amerika’dan önce Latin Amerika’ya sonra da Asya tarafına kaymıştı. O günlerde biz ne olursa olsun Amerika’da üreteceğiz, kaliteyi yakalayamayızcılar varmış. Bugün bu firmaların pek azı hayatta olsa gerek.

Verimli mi Değil mi?

O dönemde, kaçınılmaz sona adapte olanlar ciddi maliyet avanatajı yakalayıp rekabette öne geçti. Camia bunlara vizyoner veya “örli edaptır” diyor. Verimliliğin matematiği ise oldukça basit.

Memleketten örnekleyelim.

Bugün Türkiye’de başlangıç seviyesi ve bir tık üzeri direktör maaşları, gelişmiş ülkelerdeki asgari maaşa denk geliyor, zbamk! Gelişmiş ülkelerdeki direktör maaşları, Türkiye’deki aynı seviye direktör maaşlarının 3-5 katı diyebiliriz. Ortalama 4 katı dersek, gelişmiş ülkedeki bir firma, Türkiye’deki direktöre 2 katı maaş vererek işe alırsa, maliyetlerini yarı yarıya düşürmüş olur. Çalışan ise gelirini 2 kat artırır.

Böyle iki taraflı win win bir senaryonun önünde t=∞ zamanda hiçbir güç duramaz. Hayatın, kapitalizmin akışına aykırı. Büyük bir değişimin henüz başındayız.

Remote Beyin Göçü

Kafalar bu noktaya geldikten sonra, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerdeki girişimleri ve diğer şirketleri ciddi bir tehlike beklediği ortaya çıkıyor. Remote beyin göçü. Başa çıkması zor bir sorun.

Remote’a geçişi üç boyutta düşünebiliriz. Kıdem, şirket ölçeği, pozisyon. Değişimin ne sürede olacağını kestirmek zor ama hızlandığını görebiliyorum. Bir kaç yıl evvel yok artık dediğimiz pozisyonlar, şirketler artık remote’a geçebiliyor.

Giriş seviyelerinden VP, C-level ve CEO’ya kadar her kademede remote ilanlara rastlamaya başladık.

Ölçek olarak baktığımızda startup’lardan Amazon, SAP’ye varana kadar her ölçekte şirkette remote pozisyonlar var. Bazı bankalar haftada 1-2 gün denemelere başladı. Uluslararası şirketlerde haftada 1 gün remote yapanlar var.

Başlangıçta yazılım ve pazarlama gibi dijital ağırlığı olan pozisyonlar remote için daha uygun görülüyordu. Slack, Zoom, Zoho vb. SaaS uygulamaların iletişim, planlama, denetleme kabiliyetlerini artırmasıyla yönetimsel pozisyonlarda da çok sayıda ilan açılmaya başladı. İnsan kaynakları, finans, satış her pozisyonda remote ilan görebiliyoruz.

Remote’un verimliliği artırdığı yönünde araştırma sonuçları da gelmeye başladı.

Bugün Glassdoor’da açık olan 1.278.216 ilanın sadece 7.962’si remote pozisyonlardan oluşuyor. Bu açıdan gidilecek uzun bir yol var. Maaşlar ise yıllık $17K ile $237K arasında değişiyor.

4 Adımda Remote Şirkete Geçiş

Startup’lar olarak bu değişime nasıl ayak uydurabiliriz bakalım.

  1. Yeni bir girişim kuruyorsanız şirketinizi remote first kurmaya çalışın. Remote first şirketleri incelemek için şu listeye bakabilirsiniz.
  2.  Ekibinizde farklı ülke vatandaşlarından remote çalışanlar ekleyin. Özellikle Endonezya, Nijerya, Mısır vb. maaş seviyeleri bizden düşük ülkelere bakın. (Maalesef pek fazla kalmadı.)
  3. Slack, Zoom, Gitlab, Dropbox vb Saas uygulamaların kullanımını artırın. Bu sayfadaki araçlar işinize yarayabilir.
  4. Şirkette kademe kademe, pozisyon pozisyon, remote çalışmayı deneyimleyin. Ekibinize haftada bir gün remote hakkı vererek başlayabilirsiniz.

Remote gezegenimiz, çalışanlar, iş verenler, bütün paydaşlar için faydalı. Değişimin hızlanmas dileğiyle.

Bonus: İstanbul gibi bir şehirde günlük 2 saat yola harcanan zamanı kendinize ayırabilirseniz yılda 27 gün ekstra zamanınız oluyor.

Açıklama: Bu yazı GirişimlerNet için Zafaf.net CEO’su Ömer Atakoğlu tarafından kaleme alınmıştır.

Articoolo: Yapay Zekâya(!) Yazı Yazdırdım, Peki İşe Yaradı mı?

0

Bugünkü girişimimiz Articoolo’nun iddiası yapay zekâ destekli teknolojisiyle güzel yazılar yazmak. Bir insanı taklit edercesine iyi olduğunu iddia eden girişime sadece 2-5 kelime veriyorsunuz ve 1 dakikadan kısa sürede 400-500 kelimelik bir yazı yazıp önünüze bırakıyor. Peki ama bu yazı ne kadar iyi? Sizin için kısa bir inceleme yaptım…

İddialar dikkat çekici…

Bugüne kadar 100 binden fazla kullanıcı kazandığını ve çok iyi dönüşüm oranlarına vesile olduğunu söyleyen Articoolo, bir insana kıyasla çok ucuza çalışıyor. Aşağıda göreceğiniz gibi yazı başına ücretler yaklaşık 2 dolardan başlayıp 1 doların altına kadar iniyor. Hatta aylık abone olursanız yazıları daha da ucuza getirebiliyorsunuz.

Articoolo’yu içerik üreticileri, SEO ajansları, yayıncılar, öğrenciler veya yazılı içerik ihtiyacı olan herkes kullanabilir. Elbette çok iddialı olduğunuz projelerinizde kullanmamanız daha iyi olur.

İçerik ihtiyacınızı belirtirken daha özgün (eşsiz) olsun veya daha okunabilir olsun diye talebinizi belirtebiliyorsunuz. Buna da göre makalede kullanılacak cümleler ve kelimeler seçilmiş oluyor.

Hemingway App ve Textmetrics bu işe ne diyor?

İşin güzel tarafı üye olduğunuzda 1 makalelik içerik oluşturmanın ücretsiz olması. Ben ücretsiz 467 kelimelik bir yazı oluşturdum ama beğendim diyemem. Dilbilgisi açısından iyi de olabilir ama bir hikâye yazmasını hiç beklemeyin. Ama biraz daha rasyonel yorum yapmak için aldığım yazıyı Hemingway App ve Textmetrics‘e okuttum.

Aşağıda görebileceğiniz üzere Hemingway App’ten 8/10 puan aldı. Textmetrics’te ise sadece başlıklar girerek yazıyı SEO açısından 99/100, içerik/okunma açısından 74/100 seviyesine getirdim.

Articoolo biraz uzun/zor cümleler kurmak yerine kısa cümleleri seçerse daha başarılı olacak gibi. Diğer yandan ben sadece 2 kelime vermiştim, 3 veya daha fazla kelime vererek daha iyi sonuçlar alabilir miyim diye düşünmedim değil.

Acemi Bir Yazarın Yerini Tutabilir

Bir yazar olarak elbette bu tarz ürünlerin bir insanın yerini tutmayacağını biliyorum ama her şeyde olduğu gibi yazarlığın da bir seviyesi var. Yani bu tarz ürünlerin amacı şiirsel veya araştırma yazıları yazmak değil, belli bir çerçevede üretilebilecek orta-alt seviyede içerikler üretmek. Çok kötü yazı yazarken işe başladığınızı düşünün mesela…

Diğer yandan mevcut yazıları yeniden yazdırabileceğiniz gibi manuel düzenleme de yapabiliyorsunuz. Yani 1 dakikadan az sürede yazılan bir yazıdan hedef makalenin %30’unu bile çıkarsanız kâr sayılabilir.

Aşağıda benim makalenin giriş kısmını, site üzerinde de 3 farklı yazı örneğini görebilirsiniz.

Para Vermeye Değer mi?

Şahsen bir de ücretli paket alıp özellikle kaliteli içerik kaygısına düşmediğim projelerin ilk adımlarında Articoolo’dan faydalanmayı düşünüyorum. Size de tavsiyem eğer bununla bir iş yapacaksanız, ana içeriklerin yanına Articoolo yazıları serpiştirmeniz daha iyi olur. Yani en azından Google’ın gözünde biraz daha canlı tutmak için kullanabileceğiniz bir yol olabilir.

Ayrıca sitede bir yazı fikri bulma aracı da var ve eğer ajans ya da SEO uzmanıysanız çok daha geniş hacimli satın almalar yapabiliyorsunuz. Hatta sınırsız makale oluşturma hizmeti bile var.

Son bir ipucu; hesabınızı açtıktan sonra hemen ücret ödemezseniz, 1-2 hafta size güzel bir indirim gönderebilirler. Hatta ben sitede gezinirken yine aşağıdaki fırsat çıktı. Kendi bloglarında son yazının 2018’de yazılmış olması ilginç ama pazarlama çalışmaları devam ediyor gözükmekte. TechCrunch’a vs. 2016 yılında çıkmışlar.

Daha önce kullandıysanız veya şimdi denerseniz lütfen tecrübelerinizi/yorumlarınızı paylaşın. 😉

Yazmatik: Yapay Zekâ Destekli Türkçe Yazı Yazma Robotu

0

Yazmatik, yapay zekâ destekli Türkçe içerik üreten bir yazı yazma robotu.

Belirlediğiniz konu başlığına uygun metni üreten Yazmatik, içerik üreticilerine vakit kazandırmayı hedefliyor. Bursa merkezli girişim, kelime başına 0.025₺ tahsil ediyor (100 kelime 2,5₺).

Şimdilik sadece Türkçe metin üreten Yazmatik’in örnek metinlerini websitesinde görebilirsiniz. İngilizce içerik üreten alternatifler Copy AI, Jarvis, Peppertype, Nichess.