Bu eklenti adından da anlaşılacağı üzere Product Hunt’taki trend olan ürünleri tarayıcınızın (Chrome, Firefox, Opera*) yeni sekme sayfasında görmenizi sağlıyor. Sadece o günün ürünlerini görmekle değil haftalık, aylık, yıllık filtreleme de yapabiliyorsunuz.
Bu sayede Product Hunt’ı ziyaret etmeden de önemli ürünleri/girişimleri yakalama şansı yakalayabilirsiniz ancak daha fazlası için elbette Producthunt.com’u ziyaret etmeniz gerekecek.
Bu eklentinin gelşitiricisi Jotform’da yazılım geliştirici olarak çalışan Ömer Gülen. Eğer bu eklentiyi beğendiyseniz Product Hunt sayfasını ziyaret ederek destekleyebilirsiniz.
*Opera’da Chrome eklentilerini çalıştırmak için önce Install Chrome Extensions eklentisini kurmanız gerekiyor.
Ranktracker, birçok SEO aracını içerisinde barındıran bir arama motoru optimizasyon platformu.
⇻ Nasıl Çalışır?
Anahtar kelime araştırması, rekabet analizi ve arama motorlarındaki sıralama takibi gibi daha bir çok özellik barındıran Ranktracker, küçük bir girişime de büyük ajanslara da SEO konusunda etkili bir yardım sunuyor.
⇻ Fiyatlandırma?
Appsumo fırsatı sayesinde Ranktracker’ın ömürlük aboneliğini 149 dolara satın alabilirsiniz. Paket içeriğinden emin değilim ancak bu girişimi daha önce paylaştığımızda 49$’lık bir paket ile çıkmıştı. AppSumo’da iyi girişimleri erken yakalamak ciddi avantaj.
Microns, mikro girişimlerin alınıp satılabildiği bir pazar yeri.
⇻ Nasıl Çalışır?
Satıcı iseniz tamamen ücretsiz şekilde girişiminizi satışa koyabiliyorsunuz, sizden tek istenen alıcılara 1 ay ücretsiz destek vermeniz. Alıcılar da ücretsiz olarak satışa alınan girişimleri görebiliyor ama eğer aylık 24 dolar ödeyerek premium üye olursanız satışa çıkan girişimleri ücretsiz kullanıcılardan 7 gün önce görebilir ve bazı özel bilgileri alabilirsiniz.
⇻ Fiyatlandırma?
Alıcılar isterse aylık 24$ ödeyerek premium üye avantajlarını yakalıyor. Satıcılar ise ücret veya komisyon ödemek zorunda değil.
GitHub City, GitHub’daki açık kaynak proje katkılarınıza dayanarak 3 boyutlu bir şehir tasarımı çıkarıyor.
⇻ Nasıl Çalışır?
Tek yapmanız gereken istediğiniz yılı seçmek ve kullanıcı adınızı girmek, boom, işte 3 boyutlu bir şehir karşınızda.
⇻ Fiyatlandırma?
Tamamen ücretsiz.
Musichool
⇻ Nedir?
Musichool, çevrimiçi müzik eğitimi sunmak üzere özelleşen eğitim platformu.
⇻ Nasıl Çalışır?
Muscihool, temelden ileri seviyeye müzik eğitimleri sunuyor. Henüz 6 eğitim ile yolun başında olan girişim Türkiye’den dünyaya açılan bir pencere olmak istiyor.
⇻ Fiyatlandırma?
Eğitimler şimdilik 400₺’den başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor.
Geleceği Görenler ile Türkiye’nin ilk internet girişimlerinin hikâyelerini ayrıntılı olarak anlattım ama bazen bazen yabancı girişimlerin kuruluş ve büyüme hikâyelerini de kısaca paylaşmak istiyorum. Çünkü her hikâyenin öğretici veya ilham/motivasyon kaynağı olduğunu düşünüyorum.
Lunchclub, farklı alanlardaki profesyonellerin otomatik olarak eşleştirildiği, bir çeşit tanıdıkları genişletme (networking) platformu. Pandemi nedeniyle evlere hapsolduğumuz bu dönemde giderek popülerleşti ve dün 100 milyon doları aşan bir değerlemeyle 24.2 milyon dolar yatırım aldığını duyurdu. Giriş sayfası o kadar basit ki, şaşırmamak elde değil.
Peki değerlemeye nasıl ulaştı dersiniz?
Pandemiyle Gelen Pivot
Lunchclub aslında pandemiden çok önce 2017 yılında, San Francisco, New York ve bazı ABD şehirlerinde insanların yüzyüze tanışmalarını sağlamak amacıyla kurulan bir girişim. Fakat pandemi patlak verince girişimin kurucuları Mart ayında işleri tamamen dijital ortama taşıma kararı almış. Eskiden mekân önerileri paylaşan girişim, şimdi her çevrimiçi toplantı için bir Google Meet buluşması ayarlıyor.
Görüşmelerden herhangi bir ücret talep etmeyen Lunchclub, her hafta 10 binlerce görüşmeye aracılık ediyor. Temmuz ayındaki bu sayı, pandemiden önceki görüşmelerin tam 10 katı.
Coatue ve Lightspeed Venture Partners tarafından fonlanan Lunchclub, yapay zekâ ile en iyi eşleştirmeleri yapmayı hedefliyor ki işin asıl zor tarafı da bu. Girişim gerçekten işin eşleştirme algoritmasına kafa yoruyor. Zaten siteye girdiğinizde görebileceğiniz gibi arayüz ve tanıştırma e-postaları oldukça basit ve sade olduğunu görebilirsiniz.
Girişimin kurucu ortağı ve CEO’su Vlad Novakovski, toplantılar sonunda gönderilen ayrıntılı ‘görüşme anketi’ sayesinde daha isabetli öneriler yaptıklarını söylüyor. Quora’da makine öğrenmesi ekibinin liderliğini yapan Vlad, kullanıcıların da bu tahminlere şaşırdığını söylüyor. Elbette kullanıcılar sisteme ne kadar bilgi ve geribildirim verirse sistem de o kadar iyi tahminler yapıyor ama Lunchclub gerçekten farkını ortaya koyuyor ve burada tanışan bazı kullanıcılar ilerleyen arkadaşlıkların hikâyesini diğer insanlarla paylaşmaya başlıyor.
Ekip 9 Kişiden 15 Kişiye Çıktı
Pandemi’den önce 9 kişiyle çalışan Lunchclub, şu anda 15 kişilik bir ekiple yönetiliyor. Girişim yeni gelen yatırımla uzun süre rahat etme lüksüne ulaşan erişmiş ama elbette büyüme hızına bağlı olarak ekip genişletme masrafının ne olacağını kimse bilmiyor.
Diğer yandan Vlad, işe alımlara veya yatırımlara aracılık ettiklerinde sistemin finansal olarak ödüllendirileceğini yani para kazanacaklarını da ekliyor. Hatta bazı kullanıcılar bu sebeple Lunchclub’a para ödemeye hazır olduğunu söylüyor.
Lunchclub ekibi. – Vlad Novakovski alt sırada, sağdan ikinci.
Peki Lunchclub Kimlerle Rekabet Ediyor?
LinkedIn, profesyonel bağlantılar kurma konsuunda dolaylı bir rakip olsa da aslında Lunchclub’ın çok uzağında. CEO Vlad da LinkedIn’deki bağlantı öneri sisteminin asimetrik/kalitesiz şekilde büyüdüğünün farkında. Herkesin birbirini tanımadan bağlantı kurduğu ve sonrasında da bir şekilde tanışmadığını bilmeyen var mı?
Diğer yandan LunchClub’da fayda odaklı tanışmalar var ama GrowthMentor, Superpeer vb. çevrimiçi danışmanlık portallarından farkı olduğu da ortada. Girişim ücretsiz eşleştirme hizmetini sonlandırsa bile tavsiye algoritmasıyla dünyanın her köşesindeki insanları birbirine bağlamak konusunda kesinlikle GrowthMentor ve Superpeer gibi girişimlerden ayrı bir kulvarda koşuyor. Zaten Lunchclub’a katılanlar direkt bir danışmanlık vermek yerine yeni insanlar tanımak ve olası işbirliklerine kapı aralamak için orada bulunuyor. Bu haliyle de kendine yeni bir rekabet alanı açıyor.
Şahsen ben de tanıştığım Amerika’daki bir göçmen bir dijital ajans sahibiyle konuşurken benzer deneyimleri yaşadım. Felsefeden içerik pazarlamasına kadar farklı sorular etrafında birbirimizi tanıdık ve yol gösterici olmak ve hatta ‘iş paslamak’ üzerine konuşarak ayrıldık.
Lunchclub’ın güzel bir tarafı tarafların birbirini tanıması konusunda herhangi bir bariyer koymaması. Zaten profilinde sosyal hesaplarını görebiliyorsunuz ve tanıştırma direkt eposta üzerinden yapılıyor. Dolayısıyla oldukça pürüzsüz bir şekilde başlayan tanışmayı aynı şekilde sürdürmemek için bir neden yok.
Oyunlaştırma Dinamiği & Referans Sistemi
Tabii tüm bu olumlu gidişatın yanında Lunchclub’ın oyunlaştırma sisteminden de bahsetmek gerek. Girişimin sunduğu deneyim elbette büyümesine etki etki ediyor ancak görüşme yapabilmek için kullanılan bir kerdi/puan sistemi var. Elinizdeki puanlar daha fazla kişiyle tanışmanızı sağlıyor ve insanlarla tanıştıkça da puan kazanıyorsunuz. Bu da kullanıcıların arkadaşlarını siteye davet etme konusundaki cesaretini ciddi şekilde artırıyor.
Örneğin ben ilk tanıtım yazısında ve Twitter’da kendi referans bağlantımı paylaştığım için güzel bir puan biriktirerek daha fazla görüşme yapabilme fırsatına eriştim. Şu anda 132 puanım var ve bu puanları görüşme yapacağım kişi yelpazesini genişletmek için kullanabiliyorum. Muhtemelen bu yazıdan sonra da daha fazla puan kazanmış olacağım…
Türkiye’de Deneyen Çıkar mı?
Son dönemde Türkiye’de görüntülü danışmanlık hizmetlerinin sayısı epey arttı ama bu alana yöneleni görmedim. Yani ücretsiz görüşme ve ilgi alanlarına göre eşleştirme hizmetinden bahsediyorum. Belki bunun Tinder gibi iki tarafın onayıyla gerçekleştiği bir senaryo da kurgulanabilir. Elbette ücret ödeyen kullanıcılarla ücret ödeyen kullanıcıların eşleştirildiği bir senaryo kurgulamak mümkün. Zira uzun süre bedava iş yapmak pek de kolay değil.
Diğer yandan başarılı eşleştirme yapmak işin kritik noktası. Aksi takdirde kullanıcı kaybı yaşamak ve hatta sert eleştirilere maruz kalmak işten bile değil.
Bahsettiğim model için GrowthMentor’ün stratejisine de göz atabilirsiniz. Aylık belli bir ücret ödedikten sonra içerdeki ücretsiz danışma hizmeti verenlerden randevu alabiliyorsunuz. Yani kulübe bir giriş ücreti var ve içeride size zaman ayırmaya hazır mentorlar var. Elbette bazı mentorlar/uzmanlar giriş ücretine rağmen ücretsiz zaman ayırmayı tercih etmiyor.
Konuyla ilgili yorumlarınızı ve deneyim paylaşımınızı merakla bekliyorum.
Sarmal, genetik dizileme ve test alanlarında çalışmalar yapan araştırma ve geliştirme girişimi. Şirketin kurucu ortağı İnanç Ortaç, 15 yılı aşkın süredir sağlık alanında erken teşhis konusunda çalışıyor.
Geliştirdikleri FLASH teknolojisi genleri okuyor, DeTaiL cihazı ise virüsün genlerini tespit ediyor. Gelecekte pandeminin yaşanmasını engellemeyi hedefliyor.
2019 yılından itibaren Buba Ventures tarafından 2,5 milyon dolar yatırım aldı.
Yeni girişimlerde hisse paylaşımı konusunda ülkemizin katetmesi gereken çok yol var ama bu alanda işleri kolaylaştıracak girişimler de yok değil.
Özellikle hızlı büyüyen ekiplerde bu işi elle halletmek zor olmasa da zaman alıcı diyebiliriz. Burada tanıttığım girişimler de bu soruna çare oluyor ve bir hisse paylaşım sistemi kurup ve sürdürmeyi oldukça kolaylaştırıyor.
Aşağıdaki girişimler genel olarak ABD merkezli olduğu için Türkiye’deki ihtiyaçları tam olarak karşılamayabilir ama Türkiye’de kurulup ABD’de veya Avrupa’da şirketleşen girişimlerimiz olduğu da bir gerçek.
Diğer yandan bu yönde atılacak her adımın ilerleme olacağını söylemekte de fayda var. Umarım hem girişimcilere hem de yatırımcılara yol gösterici olur.
Slicing Pie, kendini girişim hisse paylaşımında tek adil hesaplayıcı olarak tanıtıyor. Sunduğu sistemin bir ülkeye has olmadığını, küresel ve herkese uygun bir model olduğunu da ekliyor.
Slicing Pie, özellikle yeni girişimlerde hisse paylaşımını öne çıkararak katılıma/katkıya bağlı hisse dağıtımını modellemenizi sağlıyor. Bunun için de farklı metrikleri sürekli takip ederek canlı bir sistem sunuyor. Hisse sahipleri de beri girişine katkıda bulunup hisse dağılımını takip edebiliyor.
Slicing Pie, tek kullanıcı için tüm özellikleriyle ücretsiz. Ücretli paketler aylık 20 dolardan başlıyor ve sınırsız kullanıcıya açık. Yıllık veya 3 yıllık ödeme yaparsanız ödemeleriniz aylık 8,3 dolara kadar düşüyor.
Carta, girişimcilere, yatırımcılara, avukatlara ve çalışanlara dokunan bir hisse paylaşımı yönetim ürünü.
Konuyu çok detaylı bir şekilde ele alan bir ürün olan Carta, sadece yeni girişimlere değil, yatırımcılara ve borsaya açık şirketlere de hizmet veriyor. Ücret teklifi konusunda bir aracı da olan Carta, hukuki boyutta da yardımcınız oluyor. Halka açık olarak da çeşitli bilgi kaynakları paylaşıyor.
Türkiye’den çıkan girişimlerden AppSamurai, Carta’nın kullanıcıları arasında.
Eski adı Captable olan ve artık LTSE’nin bir aracı olarak kullanılabilen bu ürün de hisse paylaşımını doğru şekilde yapan bir platform vadediyor.
Hisse hakediş sürelerini takip etme ve tüm süreçleri tek noktadan yönetmeniz için sınırsız kullanıcı/çalışan ve yatırımcı katılımıyla rahatça kullanılabiliyor. Yeni bir yatırım veya çıkış durumuna göre farklı senaryolar çalışabiliyorsunuz.
LTSE’nin hazırlamış olduğu ‘Open Cap Table‘ formatında içeri ve dışarı veri aktarımı yapabiliyorsunuz. Yasal yükümlülükleriniz konusunda da bilgilendiriliyorsunuz.
⇻ Fiyatlandırma?
LTSE Equity, 7 gün deneme süresinden sonra aylık 40$ gibi düşük bir ücretle kullanılabiliyor ama bu paketin 10 hissedar ve en fazla 1 milyon dolar yatırım almış girişimciler için geçerli olduğunun altını çizelim.
Pulley, Y Combinator, Stripe gibi önemli markaları arkasına almış bir yeni nesil hisse paylaşım girişimi.
Pulley, bir hisse yönetim aracı olmanın ötesinde işin içgörü tarafına da odaklanarak daha akıllı yatırımlar almanız, daha iyi yetenekleri kendinize çekmeniz için yanınızda duruyor.
Hem kullanıcı hem de yatırımcı tarafında önemli şirketlerle yol olan Pulley, Temmuz 2022’de 40 milyon dolarlık B serisi yatırımını kapattı.
⇻ Fiyatlandırma?
25 hissedara kadar ücretsiz kullanılabilen Pulley, daha detaylı üst planda yıllık 1200 dolar talep ediyor.
Siyah Klasör, istediğiniz ürünü sizin için takip edip, istediğiniz fiyata almanız için e-posta bildirimleri gönderiyor. Şu anda Trendyol, Gittigidiyor (ebay), Hepsiburada gibi büyük pazaryerlerini takip eden Siyah Klasör, saatlik fiyat takibi yapıyor.
Siyah Klasör’den faydalanmak için tek yapmanız gereken istediğiniz ürünün bağlantısını (link), istediğiniz fiyatı ve iletişim bilgilerinizi (ad, soyad, eposta) paylaşmak.
Bu yazıda ‘Airtable nedir?’ konusuna maalesef. girmeyeceğim. Sadece ‘kodlama yapmadan veritabanı oluşturmanızı sağlayan ve bu veritabanını farklı araçlara bağlayabildiğiniz bir platform’ olarak özetleyip geçeyim. Bu model son yıllarda girişim trendleri arasında hızla yükseliyor ve yazılıma çok dalmadan harika işler yapabilmeyi sağlıyor. Ben de 500 dolarlık Airtable kredisini ek bir ödül olarak kazandıktan sonra bunu size anlatmam gerektiğini düşündüm ve işte karşınızdayım.
Sizler de eğer Airtable kullanıyorsanız veya kullanmak istiyorsanız Airtable‘a para ödemekten kurtulabilirsiniz. Belki bu yazıyı dostlarınızla da paylaşırsınız. 🙂
Şimdi adım adım bu krediyi nasıl kazandığımı anlatayım…
1) Bir Eğitim Aldım & İndirim Yakaladım
Bilenler bilir, Appsumo hastasıyım ve geçtiğimiz dönemde yine AppSumo’dan bazı ürünler almıştım. Bunlardan biri de Bram Kanstein’in NocodeMVP eğitimiydi. Normalde 159$ olan bu kurs AppSumo üzerinde 119 dolar ama ben bir de %20 indirim kullanınca 95 dolara mal ettim. :))
2) Eğitim Fırsatının İçindeki Bonusu Yakaladım
Haklı olarak Airtable kredisi nerede diyeceksiniz. 500 dolarlık Airtable kredisi NocodeMVP öğrencilerine verilen bir bonus. Ben kursa kayıt olduktan sonra Brain’dan gelen bir epostayla hemen ilgili formu doldurup başvurdum.
Evet, kredinin tanımlandığının farkında değildim. Neyse ki Airtable ekibinden bir hatırlatma epostası geldi. Fakat şimdi anlıyorum ki ben bu e-postayı normal kullanıcı referansıyla alınan kredilerden sanmışım ve üzerine gitmemişim. 🙂
4) Hesabımı Ücretsiz Pro Hesaba Geçirebildiğimi Gördüm
Kredinin tanımlandığını farketmediğim gibi başvurumu da unutunca aradan biraz daha zaman geçti. Geçen gün Airtable’a bir başka dosya ekleyip sınırı aşınca hesap yükseltme sayfasına gelince ücretsiz yükseltme yapabildiğimi gördüm ve filmi geriye sarıp konuyu açıklığa kavuşturdum. 🙂
Siz ister 500 dolarlık Airtable kredisini 95 dolara alıp NoCodeMVP kursunu bedavaya getirdim deyin, isterseniz 159 dolarlık kursu 95 dolara alıp, 500 dolarlık krediyi ücretsiz aldım deyin. Bence ikisi de harika. 🙂
Peki Siz de Aynısını Yapabilir misiniz?
%90 evet. %90 diyorum çünkü AppSumo için %20 indirim kodum yok ama 150 dolar üstü alışverişlerde geçerli %10 indirim kodu (BF2020) var. Yani 95 dolar değil de 108 dolar ödeyerek alabilirsiniz. Sonrası yukarıda bahsettiğim ücretsiz başvuru sürecinden ibaret.
Bu fırsattan faydalanmasınız bile Airtable’a hemen üye olup denemenizi öneririm. Ücretsiz kullanmaya başlayabiliyorsunuz. Hatta benim gibi arkadaşlarınızı davet ederek 10 dolarlık krediler de toplayabilirsiniz. 😉
*%10 indirim kodu bu yazı yayınlandıktan yaklaşık 5 gün sonra geçersiz olacak.
Reforge, bir kariyer geliştirme programı olarak kendini tanıtıyor ama bence hızlandırma programı demek çok da yanlış sayılmaz. Çünkü tamamen girişimlerin büyümesine odaklanan (ücretli) bir eğitim programı sunuyor. Altı haftalık yarı zamanlı eğitim programındaa ders verecek isimler arasında Google, Instagram, Slack, Stripe, Pinterest, LinkedIn, Dropbox gibi çok popüler girişimlerde çalışmış kişiler var.
Ayrıca ABD’li ve Avrupalı çok sayıda girişimin üst düzey isim de konuşmacı olarak yer alıyor. Reforge’u kuran CEO Brian Balfour, HubSpot’ta Büyümeden Sorumlu eski Başkan Yardımcısı idi ve sanırım bu bilgi programın kalitesi hakkında yeterli bilgiyi veriyor. Uber’de sürücü/şoför sayısının büyümesini yöneten ve şimdi Andreessen Horowitz yatırımcılarından olan Andew Chen de ekipteki isimlerden.
Türkiye’den Başvurmak Mümkün mü?
Evet. Programa dünyanın her yerinden başvuru kabul ediliyor ve işin asıl güzel tarafı tamamen uzaktan da katılmanın mümkün olması. Zaten giderek artan ofis bağımsız bir girişimlerin başarısı bu durumu stardart haline getirebilir. Yani hızlandırma programları uzaktan/remote başvuruları da kabul edip onlara da ayrı bir sınıf yapabilir veya dersleri canlı olarak aktarabilir. Reforge da tüm içerikleri internet üzerinden erişime açık tutuyor ve normalde yüzyüze yapılan görüşmeler, uzaktan bağlanan kişilerle de aynı şekilde yapılıyor.
*Bu programı Andew Chen’in epostasıyla öğrendim ve son başvuru çağrısını yapmıştı. Dolayısıyla ben yazıyı yazarken başvurular açık olsa da siz okurken başvuru süresi dolmuş olabilir. Ben süreci görmek başvurdum, bakalım ne olacak. 🙂
Reforge’un özelliği gerçekten büyüme (growth) üzerine çalışan kişiler tarafından yürütülmesi. Andrew Chen’in yanısıra Brian Balfour (eski VP Growth at HubSpot, aynı zamanda Reforge’un kurucu CEO’su), Casey Winters (CPO, Eventbrite), Shaun Clowes (SVP Product, MuleSoft), and Kevin Kwok (Greylock’un eski yatırımcılarından).
Ayrıca 4000’den fazla mezun tarafından test edilmiş bir program ki bu kişiler Google, Facebook, Dropbox, Slack, Amazon, Airbnb gibi girişimlerde çalışmış özel isimler.
Program büyümeye odaklanırken de 3 farklı sınıflandırma ile başvuru alıyor; Anvanced Growth Strategy, Growth Series ve Retention + Engagement Deep Dive. Her programın kendine has bir işleyişi var ve aynı anda bir programa katılamıyorsunuz. Programdaki derslerden birkaç başlığı İngilizce olarak paylaşmak istiyorum;
Acquisition Strategy,
Retention + Engagement,
Monetization,
User Psychology,
Growth Models,
Experimentation, and Defensibility.
Ücretlendirme:
İşin üzücü demeyeceğim ama zor tarafı ücret kısmı. Program ücreti 3495 dolar yani yaklaşık 20 bin Türk lirası. Eğer 3+ kişi kaydolursanız 500 dolarlık bir grup indirimi de alabiliyorsunuz. Ücret en azından Türkiye için çok yüksek ama bu eğitimin çok daha fazlasını kazandıracağına eminim. Hatta bu alandaki eğitimcilerin/ajansların bu eğitimi alarak kendilerine büyük değer katacaklarını da söyleyebilirim ki aklıma leanmarketing.co, growthers.co geliyor. Bu iki ajasın ücretsiz eğitimlerine de mutlaka göz atın derim.
(Yakında bu tür faydalı eğitimlerin tamamını da sizlerle paylaşmaya çalışağım. GirişimlerNet’teki mevcur içerikler için -> ücretli eğitimler, ücretsiz eğitimler. Eğer ücretli veya ücretsiz eğitiminiz varsa İçerik Öner kısmından önerebilirsiniz.
Kimler İçin Uygun / Değil?
Programa baktığınızda gerçekten yoğun bir büyüme odaklı eğitim alacağınızı görüyorsunuz. Dolayısıyla bu program giriş seviyesindekiler için uygun değil. Neyin ne olduğunu bilmeniz gerekiyor ve bunun için 3+ yıllık ürün yönetim tecrübeniz olması bekleniyor.
Ürün veya büyüme ile ilgili bir pozisyonda çalışmanız bekleniyor. Dolayısıyla kariyer değiştirmeyi düşünenler için uygun bir eğitim programı da değil.
Ürün-pazar uyumunu henüz yakalamamış kişilere de kapı teorik olarak kapalı. Ayrıca kurumsal/donanım pazarında çalışanlara da tavsiye edilmiyor.
Bu Girişim/Program Tutar mı?
Bu program dünyaya açık olmakla birlikte direkt ABD pazarından çıkmış olması oldukça kritik. Zira rekabetin çok sert geçtiği bir pazardan bahsediyoruz. ‘İşin merkezine gidin’ dediğimiz merkezlerin merkezi. Dolayısıyla isimler de üst düzey ve eğitime değer verilen ABD pazarında oldukça başarılı olacaktır. Bu kurstan alınacak eğitimle kazanılacak yeni müşterilerin sayısının eğitimin parasını çok kısa sürede amorti edeceğini düşünüyorum. Programın dünyaya açık olması da ayrı bir güzellik.
Diğer yandan Reforge gibi girişimlerin Türkiye pazarında da olması en büyük temennilerimden biri. Hatta hızlandırma programlarının bu yönde evrilmesini ümit ediyorum. Zira Türkiye’de yeni girişimci (adayı) çeken bir sürü program var ama çoğu girişimin sonu malum.. Artık daha fazla büyümeye odaklanan hızlandırma programları görmemiz gerektiği kanaatindeyim. Ülkemizdeki girişim hızlandırma merkezlerinin bu eğitime en az birer kişi kayıt ettirmiş olmasını çok isterdim. Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp.