Canny, kullanıcı geri bildirimlerini toplamanızı sağlayan bir ürün iyileştirme aracı. Kullanıcılardan gelen bildirimleri kategorilendirip iş süreçlerinize dahil etmenizi sağlıyor.
Yol haritanızı netleştirmenizi sağlayan Canny, kullanıcılarınıza gerekli duyuruları yapmanızı da sağlıyor. Canny’yi Intercom, Zapier, Slack, Github gibi popüler platformlarla konuşturabiliyorsunuz.
Canny, aylık 50 dolardan başlayan bir ücret tarifesine sahip.
Hunter Author Finder, web sitelerinin arkalarında yer alan kişilerin e-posta adreslerini bulmanızı sağlayan bir girişimdir. Dijital içeriklerinin oluşturucularını kolayca arayıp, teyit edilerek bulmanızı sağlar.
Ücretsiz Chrome ve Firefox eklentileriyle kolaylıkla iletişim bilgilerine ulaşabiliyorsunuz. Mail bülteni listenizde bulunan kişilerin maillerini topluca doğrulayabilirsiniz. Aylık 25 aramaya, 50 doğrulamaya kadar ücretsiz kullanım yapabiliyorsunuz.
Bu hafta sonu oturdum sıfır kodlama ile bir mobil uygulama yaptım. “Girişim fikrim var ama nereden başlayacağımı bilemiyorum” diyenler için şimdiye kadar okuduğum 200’den fazla içeriği farklı kategorilerde paylaştım.
Yetmedi bu uygulamayı nasıl yaptığımı da kaleme aldım. Önceki yazılarımda yaptığımdan farklı olarak madde madde gidiyoruz. Hadi başlayalım.
Baştan söyleyeyim ben yazılımcı değilim; yazılımcı arkadaşlarla sohbet ediyorum ama değilim. 3–4 sene önce “app fikrim var” diye dolaşıyordum. App nasıl yapılmaz çok iyi biliyorum.
2019 yılında 4 arkadaş bir araya geldik ve 6 ayda sıfırdan mobil uygulama yapmayı başardık. Önce öğrendik, sonra da yaptık; “unicorn” olamadık ama ürün, yazılım geliştirmeyi öğrendik. Harika bir tecrübe oldu bizim için.
Bilmeyenler için söyleyeyim; yazılımdan anlayan herkes app yapabilir diye bir dünyada yaşamıyoruz henüz*. Yazılımcılar için bile React Native, Flutter gibi mobil kodlama dillerini öğrenmesi ciddi zaman gerektiriyor.
No-Code Araçlar Uzağı Yakın Edecek
Konumuza dönelim. Bilenler bilir Girişim Fabrikası’na gelen fikir aşamasındaki girişimci görüşmelerinde lafı mutlaka no-code low-code araçlarına getiriyorum. No-code dediğimiz şey de aslında basit web uygulamaları oluşturmak için geleneksel bilgisayar programlama metodları yerine; öğrenmesi ve kullanımı kolay araçlar ile yazılım geliştirme yöntemi.
Peki kimin için bu no-code araçları:
App fikrim var diyenler,
Girişim fikrine yazılımcı arayanlar,
Hızlı geliştirme yapmak isteyenler,
Ürün pazar uyumu, validasyon peşindekiler,
ve hobi olarak geliştirme yapmak isteyenlerin imdadına yetişiyor no-code; dayanın!
Girişimcilikle ilgilenenler bilir “Yalın Girişim” diye birşey konuşuyoruz, MVP (minimum viable product) diyoruz sürekli. Burada girişimciden beklenti hemen ortaya ürünümsü bişeyler çıkararak müşterinin karşısına çıkabilmesi.
Müşterinin/kullanıcının karşısına hemen çıksın ki doğru yolda mı yanlış yolda mı çabuk farkına varsın, talebi olmayan bir ürün geliştirmek için yıllar heba olmasın.
Ürünüm mükemmel olsun, bir kucak dolusu özellik ekleyeyim dediğinizde o ürün hiç çıkmıyor.
Girişimci yazılımcı arayarak aylar-yıllar geçiriyor, fikir aşamasında takılıp kalıyor girişimci. İşte no-code araçları buna son verecek. Yani no-code uzağı yakın edecek ve artık app yapmak o kadar uzak olmayacak.
Şimdi otursak saatlerce yalın girişim konuşuruz ama konumuz o değil. “Yalın Girişin” demek işin kolayı. Ben bu önerileri bir seviye öteye çıkarmak istiyorum.
Aslında uygulamayı daha kolay da yapabilirdim ama hem gerçek bir vaka olsun hem de vatana millete bi hayrım olsun dedim; girişimcilikle ilgili okuduğum dinlediğim ve izlediğim içerikleri bir araya getirdim.
Valla 2017’ye kadar gittim. Chrome/Safari yer işaretleri, Twitter favorileri, Medium okuma listesi, Notion notları… En son da bunları bir süzgeçten geçirdim, okuyamadıklarımı okudum tekrardan. Kürasyon/Listing uygulaması yaptım anlayacağınız.
Okunmasını, dinlenmesini önerdiğim tüm içerikleri tek bir excel’de toparladım. Kategori kategori, başlık başlık ayırdım hepsini:
İnanın sizi motive etmek için söylemiyorum; içerikleri toparlamak app’i hazır etmekten daha uzun sürdü. Kafanızda ne yapacağınızı netleştirdiyseniz 4–5 saate bir prototipi rahat çıkarırsınız.
Proto.io, marvelapp gibi de değil harbi harbi çalışan uygulama yapabiliyorsunuz. Web tabanlı çalışıyor ama çalışıyor!
Son kullanıcı farketmeyecektir bile; isterseniz yaptıktan sonra arkadaşlarınızın eline verin telefonu, bakın. Çoğu kişi farketmeyecek bile!
Aman illa native olacak demeyin! Önce bi MVP yapın sonra Swift falan halledersiniz.
PWA (Progressive Web App) Nedir?
Web tabanlı dedik, açıklayayım; Benim uygulamayı yaptığım no-code aracı PWA (Progressive Web App) teknolojisi ile çalışıyor. Mobil uygulamaymış gibi davranan, kendini mobil uygulama sanan websiteleri en basit haliyle.
PWA olan bir siteye mobilden girerseniz eğer alttan bu şekilde bir tıpış çıkacak “Ana Ekrana Ekleyeyim mi canım?” diye.
Hah işte olayımız bu!
Ekle dedikten sonra Getir’le Trendyol’un altına eklenecek uygulamanız otomatik olarak.
Bundan sonra da app gibi çalışmaya devam edecek; yer kaplamayacak, tarayıcıya falan yönledirmeyecek kullanıcıyı. Bildirim de gönderebilirsiniz isterseniz, App Store ve Google Play’e de yükletebilirsiniz sonra.
Uygulamanın adını “Girişimcilik 101” koydum. “Girişim fikrim var nereden başlamalıyım?” diyenler ile de paylaşabileceğim bir kaynak olsun istedim. Girişimciliği tek bir kişiden değil de 140 farklı tecrübeyi dinleyerek öğrenme fikri de bana mantıklı geliyor açıkçası.
Uygulama 5 bölümden oluşsun istedim:
Keşfet/Anasayfa
Yazılar
Videolar,
Podcastler
Hakkımda
İçerikleri Derleyelim
Sonra listemde yer alan 222 yazıyı kategorilere, temalarına göre ayırarak başladım. “Kullanıcı edinme” ya da “Amerika Şirket Kurmak” konularında bilgi almak isteyen kişiler kolayca ulaşabilsinler diye.En çok vaktimi burası aldı, yoksa pazara kalmazdı uygulama 🙂
Bunun için Yazı Adı, Yazar Adı, Yazı Türü, Yazının Teması ve Platform Adı gibi kategoriler belirledim. Daha sonradan buradaki sınıflandırmaya göre bilgileri çağıracağız.
Yazı türü ve tema kategorileri
Girişimcilik 101 | Yazı Temaları
Bu başlıkları kendi kafama göre belirledim. Tüm yazıları okuduğum için hangisinin ne anlattığını biliyorum. O yüzden belirli bir standarda uymadım. Örneğin A makalesi; hem 5 numaralı Ekip Kurmak, 3 numaralı Ekip Arkadaşı Arıyorum ve 26 numaralı Yazılımcı Arıyorum kategorisinde yer alabiliyor.
Siz de kendi uygulamanızda A verisine dilediğiniz kadar üst/alt kategori atayabilirsiniz. Yöntem çok basit.
Tasarım Detayları
Logo ve renk paleti seçimi konusunda sayısız kaynak var. Benim amacım haftasonu hızlı bir app çıkarmak olduğu için hazırdan gittim. Flaticon’a girdim ve bir logo paketi beğendim.
Pakette beğendiğim ikonu “app icon” yaptım direk. coolors.co’dan bir renk paleti seçebilirdim ama uğraşmak istemedim. Pixel Perfect’in ikon paketindeki renkleri aynen aldım. Uyumlu da oldu, güzel paket seçmişim 🙂 Ücretsiz elbette..
Uygulamaya Geçiyoruz
Hedef kitlemiz belli: “Girişim fikrim var ama nereden başlayacağımı bilemiyorum” diyen erken aşama girişimciler. İş Geliştirme, Kanvas falan konuşmuyoruz burada. Hedef 2 günde app çıkarmak! Biraz daha detaya giriyoruz:
Platformumuzun adı @glideapps. Glide ile sürükle bırak yöntemiyle app yapmak mümkün. Gördüğünüz gibi çok kolay bir arayüzü var. WYSIWYG diyorlar. “What you see is what you get”: Ne görüyorsan o!
Ben Listing App yaptım ama Glide ile çok farklı özelliklerde uygulama yapmak mümkün. Belirli sınırlar çerçevesinde hayal gücünüzü kullanmanız yeterli. Haritadan lokasyon verisi bile çekebiliyorsunuz.
Bunların hepsi prototip ama prototip üstü uygulamalar ancak Zapier’i de bağlarsanız fantastik işler çıkarabilirsiniz ortaya.
Sıra Veritabanında
Arayüzleri tasarlayalım, frontendi yazalım, backend nasıl olacak, hangi veritabanı olacak… Bunlar yok burada! Yazılımcı olmayanlar için yapmış adamlar bunu; bir Airbnb yapamıyorsunuz ama “mini airbnb” yapabiliyorsunuz.
Bu görseli anlamıyorum gözümde büyüyor diyorsanız doğru yerdesiniz. Yazılımcılar bize hep lazım, fikrimizi doğruladıktan sonra onların kapısını çalacağız, orası ayrı tabii. (:
Veritabanı demişken, veriler .sql formatında falan tutulmuyor. Bildiğiniz Google E-tablolar‘da tutuyorsunuz verileri. Excel’in online hali diyelim. Yukarıda paylaştığım excel aslında benim veritabanım oluyor. 🙂 Verileri buradan çekiyor uygulamanız.
Google Sheet’e Bağlanma Linki
Başlangıç düzey excel bilgisi yeterli, ben excelde iyiyim diyorsanız dökümanlara bakmanıza da gerek yok! Gördüğünüzde anlıyorsunuz hemen. Bu da Glide panelinizdeki veritabanı sekmeniz. İster buradan ister e-tablolarda düzenleyin.
İşin En Zor Kısmı
Bana göre Glide ile app yapmanın en zor yanı “Relations” yapısını anlamak.
Farklı tablolardan veri çağırmak için kullanılan bir fonksiyon. Şu video çok net anlatıyor. Burayı anladıysanız olay bitti.
Relations bağlantısını Spreadsheet ile yapamıyorsunuz, Glide panelinden data bölümüne gelmeniz lazım.
Trick şöyle: “Daha üst kategorideki sheet’e relations sütunu ekleyin”
Görsel bilgisini Nasıl Tutuyoruz?
Elbette uygulamada görseller, ikonlar da olacak. Bu verileri nasıl tutacağız Spreadsheet’te. Açıklayayım: Önce yer vermek istediğiniz görseli aratın internette. İlgili görsele sağ tıklayıp “Resim Adresini Kopyala” deyin.
Resim adresini yeni sekme açıp, adres çubuğuna yapıştır diyerek kontrol edin. Kopyaladığınız .url’i ilgili hücreye yapıştırın. Ben hazır görsel değil de kendi görselimi kullanacağım diyorsanız, Firebase’e gidelim.
Firebase adresini oluşturduktan sonra console.firebase.google.com adresine gidiyoruz. Proje oluşturduktan sonra sırasıyla; Proje Seç > Stroage > Dosya Yükle adımlarını izliyoruz.
Yüklediğimiz görseli seçtikten sonra görsel url’ine sağ tıklayıp “Bağlantı Adresini Kopyala” diyoruz.
Benim tablomda 222 satır var, her satırda ayrı bir yazının çeşitli bilgileri yer alıyor. Görseli hangi yazı (satır) ile ilişkilendirmek istiyorsam o satırda “Görsel URL” adında bir sütun oluşturuyorum.
Sonra ilgili satır ve sütunun kesişim hücresine url’i yapıştırıyoruz. Ben yazıların hangi platformlarda olduğu verisini de tuttum. Medium platformundaki tüm yazılarda aynı görseli kullanmak istedim. Gerisi copy-paste.
App’e Görsel URL’ini Ekleme Adımları
Görseli nasıl çağıracağımızı da konuşalım. Verilerinizi düzenli şekilde ayarladıysanız gerisi çorap söküğü gibi geliyor.
Çok da uzatmayalım isterseniz, püf noktalarını paylaşıp bitirelim.
Tab ayarlarını burdan yapıyoruz. Her tab içerisinde ayrı bir dünya yaratabilirsiniz. Her tab için farklı bir “Google Sheet Tabı” da açtığınızdan emin olun. Tüm tabları tek bir spreadsheet’ten çekerseniz çarşı karışabilir. Relations demiştik.
Mesela bakın burada çarşı karışıyor.
Birbirinin aynısı iki “carousel” var. Biri datayı “Kişiler” sayfasından diğeri de “Yazılar” sayfasından çekiyor. Batuhan Apaydın’ın birden fazla yazısı olduğu için iki kere görüyoruz; veri, yazılar sayfasından geldiği için.
Çarşı Karıştı.
Verileri de şu şekilde çekiyoruz: Mesela ben favoriler için ayrı bir sütun açtım. “Sadece bu sütünda dolu olan verileri göster” dedim. Yazı Türlerine göre içerikleri grupla diyebilirdim.
Şurayı tıklandığında şurayı gitsin ayarları için sağ üstten “FEATURES” tabına tıkladıktan sonra en alttan seçiyoruz.
“View Details” derseniz altına yeni bir sayfa açılır. Ben genelde “Open URL” dedim.
Doğrudan telefon araması yapma işlevi de atayabilirsiniz butonunuza.
Glideapps Aksiyon Menüsü
Uygulama Linkini paylaşmak harici oldukça detay paylaştık sanırım.
Zaten çok kolay 1 saate hakim olursunuz herşeye.
Ben kendi domainimde tutmak, Google Analytics entegrasyonu gibi özellikler de olsun istediğim için Pro pakete geçtim.
Uygulamaya girisimcilik101.glideapp.io adresinden erişebilirsiniz. Gerçekten harika içerikler var içerde; hepsini bizzat okudum 🙂 Çevrenizle paylaşırsanız da çok sevinirim.
SONUÇ
Bu uygulama; bir şeyler üretme tutkusu olan ve bunu paylaşmaktan çekinmeyen tüm içerik üreticileri sayesinde ortaya çıktı. Özellikle Türkçe üreten herkese teşekkür ediyorum. Ben bu içeriklerden çok şey öğrendim, umarım sizin de işinize yarar.
Son olarak daha önce geliştirdiğimiz Founded uygulaması ve ekibinin hayatımda dönüm noktası olduğunu söylemem lazım!
Şu an tüm ekip üyeleri harika yerlerde, çok güzel işler yapıyorlar. Onlar olmasa bu iki uygulama da ortaya çıkmazdı kesinlikle. Ali, Barış ve Yiğit’e sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum.
Uygulamayı faydalı bulduysanız yazıyı arkadaşlarınızla ve sosyal medyada paylaşarak bana destek olabilirsiniz ???? Yorumlarınızı da duymak isterim.
Girişim Fabrikası yayınında no-code araçlarını incelediğimiz bir seri üzerine çalışıyoruz. Girişim Fabrikası hesabını takibe alarak içerikleri beklemeye başlayabilirsiniz ????????
Fırat Demirel de Youtube kanalındaMustafadalci ile birlikte oldukça doyurucu bir sohbete imza atmışlar. İlgilenen herkese tavsiye ediyorum.
Datarow, Amazon’un veri ambarı uygulaması Amazon Redshift için veri araştırma ve görselleştirmeyi kolaylaştıran bir araç. Türkiye’de kurulan girişim, birkaç gün öncesine kadar az sayıda kişinin tanıdığı bir girişimdi ama Amazon tarafından satın alınınca adından söz ettirmeyi başardı.
ABD’ye açıldıktan sonra değeri anlaşılan Datarow’un kurucuları Can Abacıgil ve Eren Baydemir bir zamanlar Mekanist.net için ter döküyordu. Kısa süre içinde bu başarıya ulaşmış olmaları içimizde saklı yetenekler olduğunun bir kanıtı gibi.
LinkedIn’e göre Datarow’un 10 çalışanı var. Satın alma tutarı açıklanmış değil ve yabancı medyada maalesef bu satın alma haberine pek rastlamadım.
Can Abacıgil’in, Clicktale tarafından satın alınan FlightRecorder‘ın da kurucusu olduğunu paylaşmadan geçmeyelim. Yani bu Can Abacıgil’in ikinci ‘exit’i oldu. Kendisini tebrik ediyoruz.
Ürünün demosunu ve daha önce alınmış yatırım bilgisini aşağıda görebilirsiniz.
2016’da Türkiye’de TeamSQL adıyla kurulan girişim 2017 yılında Ömer Erkmen, Melih Ödemiş, Dilek Dayınlarlı, Umur Çubukçu, Ali Servet Eyüboğlu, Ali Karabey, Numan Numan (bkz: çıkış haberi) ve ACT Ventures’ın katılımıyla 345 bin dolarlık melek yatırım, Aralık 2017’de ise ACT Ventures’tan 1 milyon dolarlık hisseye dönüştürülebilir borç almış.
Arama motorları bir devrim olarak hayatımıza girdiğinden bu yana kimin en üstte yer alacağı hep bir mücadele konusu oldu.
Herkesin bildiğinin sır olmadığı bu dünyada önemli olan aşağıdaki gibi analiz araçlarını kullanmak ve harekete geçmek.
Kısaca ‘SEO aracı’ desek de bu araçlar, çok derinlemesine veri analizi ve eylem önerileri sunan platformlar. Hangisini kullanacağınız ihtiyacınıza ve uzmanlığınıza göre değişir ama eğer konuyla ilgiliyseniz büyük oyuncuların (SEMrush, Ahrefs vs.) ücretsiz eğitimlerini kaçırmayın derim.
Bu yazıya eklenecek çok sayıda araç sırada bekliyor. Sizler de önerilerinizi yaparsanız harika olur.
SEMrush, SEO aracı dediğinizde aklınıza gelecek ilk 3 araçtan biri. Aslında bir SEO aracından çok daha fazlası. Artık Türkiye’ye de özel bir pazarlama desteği veriyor ama maalesef ücretler yerelleştirilmiş değil.
Temel seviyeden ileri seviyeye özelliklerin yanısıra, çok yüksek veri işleme gücüyle derin analizler sunabilen bir araç. Diğer yandan SEO’yu içerik pazarlamasından ayrı düşünmediği için o alanda da derinleşen, hatta içerik üretim hizmeti sunan bir platform.
2008’den bu yana pazardaki yerini sağlamlaştıran girişiöin SEMrush Academy bölümü SEO konusunda uzmanlaşmak isteyenlere 4 saatlik harika bir eğitimi ücretsiz olarak sunmanın yanında çok sayıda kaynak ve bu alanda sertifika alma şansı sunuyor.
⇻ Fiyatlandırma?
SEMrush, yıllık ödemede aylık 100$’dan başlayan bir fiyat tablosu sunuyor ve fiyatlama aylık 375$’a kadar çıkabiliyor. Dilerseniz her pakete ek olarak bazı araçlar (SEMrush Trends, Ajans Büyüme Kiti, ImpactHero) ve kullanıcı erişim hakkı satın alabiliyorsunuz. Normalde 7 gün olan deneme süresini şu bağlantıdan abone olarak 14 güne çıkarabilirsiniz.
SEO alanında kullanabileceğiniz en iyi araçlardan biri de Ahrefs. SEMrush gibi yüksek hacimde veri analizi ve kaliteli özellikler sunan Ahrefs’in sunduğu çok sayıda ücretsiz SEO aracı da mevcut.
Temel özelliklerde site, kelime ve içerik analizlerine güvenen Ahrefs’in de bir Ahrefs Academy sayfası var. SEO alanında temel bilgilerden teknik yazılara uzanan içeriklerle kendinizi geliştirip Ahrefs sertifikası almayı da düşünebilirsiniz. Özellikle küresel salgın döneminde bitirdiğim yaklaşık 5 saat uzunluğundaki Blogging for Business eğitimini tavsiye ederim.
⇻ Fiyatlandırma?
Ahrefs de Semrush gibi üst fiyat segmentinde bir ürün. Yıllık abonelikde aylık 83$ ödüyorsunuz ve büyük planlarda bu tutar aylık 833$’a kadar çıkıyor.
Türkiye’den çıkan Screpy, yapay zekâ yorumlamasını öne çıkaran ve farklı kanallar üzerinden metrikleri tek sayfada buluşturan bir araç seti. Elbette topladığı veriler üzerinden de gerekli uyarıları ve içgörüleri çıkarıyor.
Genel SEO analizi, sayfa hızı, W3C uyumluluğu, çökme habercisi, Google sıralama takipçisi gibi özellikleri olan Screpy, bir SEO uzmanı olmasanız da web sitenizi yukarılara taşımanızın mümkün olduğunu söylüyor.
Gerçek zamanlı e-posta bildirimleri ve kişisel çözümler de sunan Screpy, temiz arayüzüyle neler olup bittiğini anlamanızı kolaylaştırıyor.
⇻ Fiyatlandırma?
Screpy normalde aylık 2,5$ gibi çok düşük ücretlerle faydalanabileceğiniz bir ürün ama daha da fazlasını isteyenler için AppSumo’da ömürlük bir fırsat var; bir seferlik 49$ ödemeniz yeterli.
Ranktracker, birçok SEO aracını içerisinde barındıran bir başka arama motoru optimizasyon aracı.
Anahtar kelime araştırması, rekabet analizi ve arama motorlarındaki sıralama takibi gibi daha bir çok özellik barındıran Ranktracker, küçük bir girişime de büyük ajanslara da SEO konusunda etkili bir yardım sunuyor.
⇻ Fiyatlandırma?
AppSumo fırsatıyla 708$ değerindeki ömürlük aboneliği 149$’a satın alabilirsiniz. Paket içeriğinden emin değilim olmasam da bu girişimin daha önce paylaştığımızda 49$’lık bir paket ile satış yaptığını söyleyebilirim. Yani kaçırılmış bir fırsat gibi dursa da yeni tarife RankTracker’ın kendini geliştirdiğini de gösteriyor.
No-code ekosistemi hızla büyürken bu alandaki girişimler/ürünler üzerine yapılan analizler de artıyor. Khoa Nguyen da bu analizleri yapan üreticilerden biri ve no-code alanındaki kârlı girişimlerin veritabanını oluşturarak ekosisteme değer katıyor.
Söz konusu listede şimdilik 80’e yakın girişim/ürün bilgisi var. Maalesef ücretli bir doküman ama indirim kodu almayı da ihmal etmedim. Detaylar için okumaya devam edin…
Khoa, listesine aldığı girişimleri şu kriterlere göre seçiyor;
Trafik ve page rank
Arayüz ve kullanıcı deneyimi
Gelecek de büyüme potansiyeli
Medya görünürlüğü yakalamış olmak (ProductHunt, bloglar vs…)
Peki ‘bu girişimlerin kârlı olduğunu nereden belli’ diyebilirsiniz. Khoa, bu soruyu da şeffaf girişimleri seçerek, Similarweb gibi araçlarla trafik üzerinden gelir tahmini yaparak veya kurucuların internette paylaştıkları bilgileri tarayarak yanıtlıyor çalışıyor. Elbette bu bilgilerin %100 doğru ve güncel olmayabileceğinin altını çizelim.
Khoa, derlediği bu listede veya kendi deyimiyle veritabanında girişimler hakkında şu bilgileri veriyor;
– Web sitesi
– Kategori
– Pagerank
– Kısa açıklama (kazanç/yatırım bilgileri, yorumlar vs.)
– Twitter hesabı
– Kullanılan platform
Khoa, söz konusu veritabanını Airtable üzerinde tutuyor ve sürekli güncelleyeceğini de vadediyor. (Eğer Airtable hesabınız yoksa hemen bir hesap açın derim.) Airtable üzerinde size erişim hakkı verildikten sonra dilerseniz tabloyu hesabınıza kopyalayıp ek sütunlar ve satırlar ekleyerek kafanıza göre genişletebilirsiniz.
Ücret & İndirim
Normalde Gumroad üzerinde 7 dolara satılan bu listeyi %20 indirimli (5.60$) almak isterseniz bu linki takip edebilirsiniz. 😉
Eğer no-code dünyasına yeni katılıyorsanız veya yeni şeyler öğrenmek istiyorsanız benim katıldığım aşağıdaki iki webinarı da izlemenizi önerebilirim. Lütfen daha iyi içerikler için yorumlarınızı ve isteklerinizi paylaşmaktan çekinmeyin.
Sizlere geçen hafta referans sistemi (referans pazarlaması) ve viral kampanyalar oluşturma hakkında giriş yazımı yayınlamıştım. Artık sırayla bu alanda kullanabileceğiniz ve girişiminizin büyümesi için oldukça etkili olacak girişimleri paylaşacağım. Bunlardan ilki de Kickoff Labs.
Farklı Kampanyaları Tek Üyelikle Yönetin
Kickoff Labs, henüz girişimini hiç açmayanların bile kullanabileceği çok gelişmiş bir yazılım hizmeti. “Arkadaş davet et ve kazan” oyunlaştırma taktiğini farklı alanlarda ve farklı amaçlar için kullananız mümkün. Dilerseniz yeni girişiminize üye toplamak için, dilerseniz varolan girişiminizde çeşitli ödül kampanyaları düzenlemek için kullanabilirsiniz.
Kickoff Labs‘ı ister bir varış sayfasına (landing page) isterseniz pop-up olarak veya br sayfa içine gömerek kullanabilirsiniz. API desteği de sunan Kickoff Labs’ın bir avantajı da Shopify ile uyumlu çalışması. Kupon tekliflerinden hiyerarşik davet kampanyalarına kadar çeşitli referans sistemli müşteri kazanma yöntemleri var.
https://vimeo.com/330602360
Midas Örneği
Örnek görmek isterseniz, daha önce sizlere bahsettiğim Midas‘ın sayfasına e-postanızı bırakabilirsiniz. Kickoff Labs‘i kullanarak kısa sürede 13 bin kişinin epostasını topladılar. Kickoff Labs ürünleriyle bugüne kadar toplanan potansiyel müşteri sayısı ise 45 milyon olmuş.
Ücretsiz Kullanmaya Başlayın Ama ….
Kickoff Labs‘i ücretsiz kullanmaya başlayabiliyorsunuz. Tekil ziyaretçi sayısı üzerinden ücretlendirme yapması biraz düşündürücü ama yapılacak aktiviteye göre pekâla denenebilir. O kadar müşterinin aptal olduğunu düşünmüyorum. 🙂 Ücretsiz üyelikte sınır 500 ziyaretçi.
Nasıl Yapılır Videolarını İzlemeyi Unutmayın
Kickoff Labs‘ın ürünleri gerçekten çok çeşitli ve güzel tasarlanmış gözüküyor. Ücretli tarifeler aylık 29 dolardan başlıyor. Altı aylık ödemede %20, yıllık ödemede %30 indirimden faydalanıyorsunuz.
Bilgiye erişimde dünya altın çağı yaşıyor dersek yanlış olmaz. (Elbette Afrika hariç*) Dünyanın en önde gelen zihinlerini ayakkabılarımızı giymeden izleyip dinleyebiliyoruz… Son dönemlerde en çok faydalandığımız içerik türlerinden biri de hiç şüphesiz kişisel e-posta bültenleri, popüler adıyla ‘‘personel newsletters’ oldu.
Evet, e-postanın içerik dağıtımında bir kanal olarak kullanılması yeni değil ama kişisel derlemeler bu konuda bir kaç yıldır yükselişe geçti. Son yıllarda bir sürü kişi (bkz: Erman, Muhammed, Onur) kişisel e-posta bülteni oluşturarak çevresinde güzel bir kitle oluşturmayı başardı. Biz de onları takip ederken farkında olmadan e-postamızı şişirip durduk. 🙂
Aşağıda bahsettiğim yöntemi kullanınca bu konuda ne kadar ileri gittiğimi anladım ve sizinle de paylaşmak istedim.
Güzel Bir Özellik: Inoreader Newsletter Aboneliği
Güzel bir RSS servisi olan Inoreader’a bu sene de paralı abone olmuştum ve Şubat ayında çıkardığı özellikle kazandığı parayı hakettiğini gösterdi. Bu yeni özellik e-posta bültenlerini RSS okuyucu üzerinden takip etmenizi sağlıyor. Tek yapmanız gereken sizin için oluşturulan e-posta adresini alıp abone olacağınız adrese girmek (detaylar).
İlk fırsatta 10’dan fazla bülten ekledim (sağdakiler benim) ve daha fazlasını eklemek için fırsat kolluyorum.
Bu özelliği hemen kullanmak isterseniz Supporter (yıllık 20 euro) veya Pro (yıllık 50 euro) kullanıcı olmanız lazım. Ben özel bir indirimle kayıt olduğumu hatırlıyorum ama sunduğu özelliklere bakınca bence gerçekten kazandığı parayı hakediyor. Android, iPad/iPhone uygulamaları da var.
İndirim Kodu
Diğer yandan beklentileri boşa çıkarmayı sevmem. Sizin için de 18339158 indirim kodu ile %10 indirim sizi var.
Newsletter abonelik seçeneğini sizin RSS okuyucunuz da sağlıyor mu bilmiyorum. Hatta Google Reader’dan sonra RSS’ten kopanlardan olabilirsiniz. Ama endişelenmeyin, yarın sizlere bu konuda yeni araç ve uygulamalar paylaşacağım. Sizin bulduğunuz bir çözüm varsa yorumlarda paylaşabilirsiniz.
E-posta yükünüzü biraz olsun hafifletebilirsem ne mutlu bana.
Bu yazıyı beğenirseniz lütfen sevdiklerinizle paylaşmayı ihmal etmeyin ve faydalı yeni içerikler için e-posta grubuma abone olun. *Yılmaz Erdoğan’ın Büyüyorum şiirine bir gönderme.
Inlytics, LinkedIn profilleri için bir ölçümleme aracı. LinkedIn‘de paylaşılan içeriklerin performansını gözler önüne sererek daha etkili olmanızın önünü açıyor.
Paylaşılan içeriklerin aldığı reaksiyonları, beğenenlerin hangi şirketlerde çalıştıklarını ve daha birçok bilgiyi tek adres üzerinde gösteriyor. İçerik zamanlama özelliği de sunuluyor.
Girişimi ücretsiz kullanabilirsiniz. Ek özellikler için aylık abonelik ücreti 7$’dan başlıyor.